• Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • Rss
Şimşek: Kur Hareketliliği Sadece Türkiye Kaynaklı Değil
Batmande.com Batmanda Firma Rehberi Batmanda Firma Ekleme Batmandaki Firmalar
Haber Kategorileri
Popüler Haberler
Haber Detayları

Şimşek: Kur Hareketliliği Sadece Türkiye Kaynaklı Değil

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, son günlerde dolarda yaşanan yükselişi yorumladı. Günübirlik kur hareketlerinin Türkiye' ye özgü olmadığını belirten Şimşek, yükselişi, ABD de seçilen yeni başkanın dışarıdaki parayı ülkesine çağırmasıyla ilgili yaptığı açıklamalara bağladı.

ÜNİVERSİTEDE DERS VERDİ

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Sanko Üniversitesi'nin 2016 -2017 Akademik yılı açılış törenine katılıp ilk dersi verdi. Şimşek son günlerde dolardaki yükselişle ilgili; "Bu aralarda en çok konuşulan konular doların yükselişi. Dikkat ederseniz, son 13 yılda dolar en hızlı yükselişini son dönemde gösteriyor. Buradan önce 90'lı yıllar ile 2000'li yılların başı böyle bir süreç yaşanmış. Onden önce de 1980'li yıllarda yaşanmış. Bu ABD dolar endeksi doların reel değerinin diğer bütün para birimlerine karşı reel değerini gösteriyor. Dolar yükselişte. Yani özetle Türkiye'deki günü birlik kur hareketleri sadece Türkiyekaynaklı değil, sadece Türkiye'ye özgü değil. Aslında gerçekten şu anda küresel olarak doların yükselişinin iki basit sebebi var. Şimdi Amerikan seçimlerinden sonra yeni başkan diyor ki; 'ben artık dışarıdaki benim şirketlerimin tuttuğu paraya izin vermeyeceğim. Geri Amerika'ya getirsinler'. Yani diyelim ki Apple bugün İrlandada yüz milyarlarca dolar, euro kaynak tutuyor. Yani kar etmiş ama ülkeye geri götürmemiş. Geri götürmesini istiyor. Şimdi önümüzdeki dönemde bu şöyle yorumlanıyor, acaba bir trilyon dolar ABDşirketlerinin düşük vergilerle dışarıda tuttuğu kar aktarımı olacak mı? Bu birinci husus.

 

 

"DOLARA TALEP ARTMASI, FAİZ ARTIŞI DEMEK"

İkinci konu, 'ben o kadar dünya işleriyle ilgilenmek istemiyorum. Ortadoğu'da trilyonlarca dolar harcadık o parayı getirelim artık Amerika'da yatırım yapalım' diyor. Amerika'da yatırımların artması demek aslında bir anlamda maliye politikasını genişletmek yani bütçenin büyütülmesi, bütçe açığının büyütülmesi demek. Yani bu da maliye politikası bu kadar genişlerken para politikası üzerinde baskı yaratır, enflasyon yaratır. Çünkü Amerika'da işsizlik oranı yüzde 5'in altında. Yüzde 5'in altındaki işsizlik oranı genelde ham istihdam olarak tanımlanır. Yani bunun daha fazla istihdam artışı olacaksa ancak yüksek ücretlerle enflasyonla olur. Enflasyonun artması demek, tabiki faizin artması demek. Faiz artışı ne demek; doların değerlendirmesi demek. Yani dışarıda tutulan başka para birimleri, karlar, kendi ülkesine Amerika'ya gelirse dolara dönecektir. Dolara talep artması, faiz artışı demek. Ondan dolayı dolarda çok güçlü çıkış var. Tabi birde diğer para birimlerinin içinde bulunduğu konjoktörde dolar lehine." dedi.

"KÜRESEL EKONOMİ ZOR DÖNEMDE"

Küresel ekonominin zor bir dönemden geçtiğini dile getiren Şimşek, 2008-2009 küresel finans krizinin etkileri itibarıyla halen devam ettiğini, küresel büyümenin uzun vadeli ortalamaların oldukça altında seyrettiğini, artçı şokların ise sürdüğünü kaydetti.

ABD'deki seçimlerin ve İngiltere'nin AB'den çıkış kararı ile küresel krizin aslında çok yakın ilişkili olduğuna işaret eden Başbakan Yardımcısı Şimşek, şöyle devam etti:

"Avrupa'nın önümüzdeki dönemde siyasetinin şekillenmesi önemli ölçede aslında küresel krizin artçı şoklarıyla yakından ilişkilidir. Küresel ekonomide bir yavaşlama var. Yüzde 3 büyümeden bahsediyoruz. Küresel kriz öncesi büyüme yüzde 5 civarıydı. Uzun vadeli ortalamalara bakarsanız 4 civarı bir rakam. Küresel büyümedeki yavaşlama geçici mi yoksa derinlenmesine sorunlarla mı karşı karşıyayız? Küresel ekonomi önümüzdeki 35 yılda son 35 yıldaki performansı gösterebilecek mi? Buna olumlu cevap vermek çok zor. Muhtemelen önümüzdeki 35-50 yılda küresel ekonomi son 35-50 yılın performansını ortaya koyamayacak. Bir sürü sebep var. Sebeplerden bir tanesi, artan bir korumacılık var ve zayıflayan bir küresel ticaret var. Küresel ticaret, küresel ekonominin önemli bir motorudur ve şu anda o motorda ciddi bir yavaşlama var."

KÜRESEL KORUMACILIK

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, küresel korumacılığın küresel eşitsizlikle ilgili olduğunu anımsatarak, ticaret ve büyüme artarken elde edilen gelirlerin dağılımında arzulanan adaletin sağlanamadığını bildirdi.

Şimşek, buna siyasi anlamda bir karşı duruşun oluştuğunu ve küresel krizle daha büyük ölçeğe ulaştığını aktardı.

Artan korumacılığın yanı sıra ikinci olarak yaşlanan bir nüfusun varlığına değinen Şimşek, dünyada çalışma çağındaki nüfusun hızla azalacağı bir döneme girildiğini ve yatırımların da zayıfladığını söyledi.

Mehmet Şimşek, "Özellikle gelişmiş ülkelere bakarsanız faiz ya sıfır ya eksi. Türkiye'de bile reel faiz, şu anda eksi, reel faizden bahsediyorum. Yatırımlar olmayınca verimlilik artmıyor. Çünkü verimliliğin en önemli bileşeni yatırımlardır. Bir de bunun üzerine dünya aşırı borçlu. Küresel krizden bu yana dünya 60 trilyondan fazla ilave borçlanmıştır. Şu anda küresel borcun milli gelire oranı en muhafazakar tahminle yüzde 225." diye konuştu.

BÜYÜME POTANSİYELİ

Dünya ekonomisinin tekrar yüksek büyüme potansiyeline ulaşması için 3 politika ekseni bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bunlardan faizlerin indirilip parasal genişlemeye gidilmesinin sonuna kadar denendiğini fakat arzulanan sonuca ulaşılamadığını hatırlattı.

Şimşek, bu etkenlerden yapısal reformların da tıkanmış durumda olduğunu vurgulayarak, "Yapısal reformlarda dünyada yavaşlama var. Çünkü küresel krizle birlikte küresel siyasetde popülizm, korumacılık, milliyetçilik, hatta ırkçılık, yabancı düşmanlığı bunların hepsi yükselişte, İslamofobya… Bunlar da reform yapmayı zorlaştırıyor. Çünkü merkez sağ ya da merkez sol zemin kaybediyor. Aşırı sağ ve aşırı sol zemin kazanıyor. Bu da reform yapmayı, küresel ekonomiyi, küresel ticareti tekrar yüksek büyüme patikasına oturtmayı zorlaştırıyor." şeklinde konuştu.

2008'den bu yana ülkelerin Türkiye de dahil bin 400'ün üzerinde korumacılık tedbiri aldığına işaret eden Şimşek, şöyle devam etti:

"Serbest olan dünya ticaretini nasıl sınırlarız. Kendimizi nasıl koruruz diye ilave tedbirler alınıyor. Bu nedenledir ki küresel ticaret, krizden önce küresel büyümenin 2 katı artarken şimdi yarı katı hızla artıyor. 1990 ile küresel krize kadar olan dönemi alırsanız küresel ticaret yüzde 7 civarında artmış. Şimdi yüzde 1,7 artıyor. Küresel krizden sonra küresel ticaretin küresel milli gelire oranı da artık düşüşe geçti. Artık küreselleşmenin zirveyi bulduğu, hatta küreselleşme anlamında gerileme dönemi başladı. Dün yeni seçilen Amerikan Başkanı (Donald Trump) açıklama yaptı. 'İlk 100 günde ne yapacağım' diye. İlk günde, 'Asya ülkeleriyle bir ticaret anlaşması yapılmış. Hemen ona son vereceğim' dedi. Benim korumacılıktan, küreselleşmenin artık geriye gidişinden bahsederken arka planda bu var. İngiltere'nin AB'den çıkışı da benzer. Bunun arka planında küresel eşitsizlik var. Dünyadaki en zengin 62 bireyin serveti en fakir 3,6 milyar insanın servetinden daha fazla. 2000 yılından bu yana küresel servet artışının yüzde 50'si en zengin yüzde 1'e gitti."

"NÜFUS YAŞLANIYOR"

Mehmet Şimşek, nüfusun da yaşlandığını, çalışma çağındaki nüfusun azaldığını ve yatırımlarda ise artışın çok cılız olduğunu söyledi.

"Yatırımlarda en zayıf dönem 2008 sonrası dönemdir. Halbuki 2008 sonrası dönem küresel faizlerin dünya tarihinde en düşük olduğu dönemdir." değerlendirmesinde bulunan Şimşek, geleceğe ilişkin güven bunalımı olduğunun altını çizdi.

Geleceğin öngörülebilir olmadığını, talebin zayıf ve dünyanın talep projeksiyonlarını yapmakta zorlandığını aktaran Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sorun sermaye, kaynak. Likidite, fon değil, sorun geleceğin öngörülememesidir. Yatırımlar da olmasa verimlilik düşüyor. Verimlilik artmazsa refah artışı duruyor. Kamu borçları bütün dünyada yüzde 116'larda, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 147 civarında. Küresel enflasyonun düşük olması normalde iyi ancak borcun çok yüksek olduğu, büyümenin düşük olduğu dönemde düşük enflasyon da iyi değil, borçlar ödemeyi kısıtlıyor."

AVRUPA'DAKİ SEÇİMLER

Başbakan Yardımcısı Şimşek, Avrupa'daki seçimleri de değerlendirdi.

"Avrupa'da seçimler var. Aşırı sağ, aşırı sol, özellikle de aşırı sağ Avrupa'da yükselişte" diyen Şimşek, küresel para politikalarında da ayrışma olduğunu belirtti.

Fed'in faiz artıracağını, Avrupa Merkez BankasıJaponya Merkez Bankasının para bastığını ve faiz indirdiğini anlatan Şimşek, şunları kaydetti:

"Bu dünya piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açıyor. Çin ekonomisi çok önemli. Satın alma gücü paritesiyle şu anda dünyanın en büyük ekonomisi ama günlük bugünkü cari kurlarla baktığınız zaman da dünyanın en büyük ikinci ekonomisi. Çin'de olup bitenler bütün dünyayı etkiliyor, bütün dünyayı değil aslında Gaziantep'teki firmaları da etkiliyor. Çin ekonomisinde dengelenme ve yavaşlama var. 30-40 yıllık süreçte yüzde 10 civarında bir büyümeden sonra şimdi Çin'de ciddi bir yavaşlama var. Jeopolitik gerilmeler var, gerginlikler var. En çok bunu biz hissediyoruz. Terör var ve mülteci sorunları var."

22-11-2016

Facebook Yorumları